Blog

ÖKSÜRÜK VE ASTIMA ÇAM KOZALAĞI

Çam kozalağının faydaları çok az kişi tarafından bilinir. Oysaki çam kozalağından sadece süs için değil, sağlığınız için de faydalanabilirsiniz.

ÖKSÜRÜK VE BALGAM VARSA… 

Çam kozalağı, öksürmede, balgam, bronşit gibi hastalıklarda kesin şifa sunmaktadır. Özellikle astım rahatsızlıklarında, tedavi edici bir etkiye sahiptir.

AKCİĞERİ TEMİZLİYOR 

Çam kozalağı akciğerin temizlenmesine yardımcı olur. Vücudun gerekli olan mineralleri karşılayamamasından dolayı akciğer rahatsızlıklarına neden olan ve sigara gibi zehirli dumanların kalıcı zararlarını ortadan kaldırmaktadır.

BİLİMSEL KANITI VAR 

Bugün birçok doktor, uzman ve bilim insanları çam kozalağının işlenmesi, yağının çıkartılması ya da reçel yapılmasıyla ve tüketilmesi halinde sağlıklı bir kış geçirileceğini belirtmektedirler. Bağışıklığı arttıran bir etkiye sahip olan çam kozalağı, nadir bulunan özel bileşenleri içeriğinde barındırmaktadır.

Tüketilmesi Gereken Keçiboynuzu Çayı

Keçiboynuzu Çayının Faydaları Nelerdir?

  • Akciğerlerimizi rahatlatarak daha iyi nefes almamızı sağlar
  • Keçiboynuzunun kilo kaybının desteklediği öksürüğe iyi geldi ve prostat enfeksiyonlarının iyileştirdiği bilinir.
  • Özellikle kemik erimesi kansızlık zayıflık ve demir eksikliği gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır
  • Bünyesinde potasyum Çinko ve demir bulunur
  • Kolesterol düşürücü etkiye sahiptir
  • Bağırsaklardaki parazitleri yok eder
  • Balgam söktürücüdür
  • Vücuttan toksinlerin atılmasını sağlar
  • İshal kesici özelliği vardır

Keçiboynuzu çayı nasıl hazırlanır?

Keçiboynuzu çayı iki farklı şekilde hazırlanır. Demleme şeklinde yapılan ilk tarifte, 4 – 5 adet yıkanmış keçiboynuzu 1 litre kaynamış suya atılarak 45 dakika bekletilir. Eğer keçiboynuzları suya parçalanarak atılırsa, 20 dakika beklenmesi yeterlidir. Keçiboynuzu çayının diğer bir hazırlama yöntemi ise haşlama yöntemidir. Kaynamakta olan yarım litre suya 5 adet keçiboynuzu atılarak, kısık ateşte 10 dakika kaynatılır. Sonrasında süzülerek sıcak ya da soğuk olarak içilir..

SONBAHARDA CİLDİMİZE İYİ GELECEK BESİNLER

Lahana: Kış ayları denilince akla gelen sebzelerden biri lahana. Yüksek lif içeriği sayesinde kış aylarında da formunuzu korumaya yardımcı olan lahana, aynı zamanda bağırsak sağlığının güçlenmesine de yardımcı oluyor. Lahananın yüksek antioksidan içeriğinin diyabet, kanser gibi hastalıklarının riskinin azaltılmasında da büyük rol oynadığı bir gerçek. C ve K vitaminlerinin iyi bir kaynağı olan lahanayı sıcak yemek olarak tüketmeyi sevmiyorsanız salata şeklinde hazırlayabilirsiniz.

Karnabahar: İçerdiği folat, B6, C ve K vitaminleriyle kış aylarının vazgeçilmez sebzelerindendir. Yapılan araştırmalar karnabaharın içerisindeki fitokimyasal bir bileşik olan izotiyosiyanatın kanser hücreleriyle savaşmada oldukça başarılı olduğunu gösteriyor. Ancak onun bu muhteşem içeriğinden yararlanmanız için karnabaharı fazla pişirmekten kaçınmalısınız. Buharda veya fırında pişirmek gibi sağlıklı yöntemlerle karnabaharın bu güçlü etkisinden yararlanmanız çok daha kolay.

Mandalina: Turuncu rengiyle kış aylarına renk katan mandalina, C vitaminin harika kaynaklarından biridir. Aynı zamanda pratik bir atıştırmalık olan mandalinayı yanınızda çok kolay taşıyabilir ve ara öğünlerinizde tercih edebilirsiniz. Yüksek lif içeriğiyle bağırsaklarınızın sağlıklı çalışmasına da yardımcı olan 2 adet mandalina, günlük C vitamini ihtiyacınızı karşılamaya yardımcı olur.

Greyfurt: Vücudunuzu toksinlerden arındıracak bir süper besin arıyorsanız greyfurtu evinizden eksik etmeyin. C vitamininin iyi bir kaynağı olan greyfurt, kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olmasının yanında yüksek lif içeriğiyle de kilo kontrolünde bağırsak sağlığını desteklemede en iyi arkadaşlarınızdan biri. Ancak greyfurtun bazı ilaçlarla etkileşime girdiğini unutmayın ve düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız tüketimi konusunda mutlaka doktorunuza ve diyetisyeninize danışın.

Nar: Bereket meyvesi nar, sadece lezzetiyle değil benzersiz faydalarıyla da sıfatının hakkını veriyor. Yüksek antioksidan ve anti-inflamatuar etkisiyle kansere karşı süper bir koruyucu olan nar; potasyum, C vitamini, demir, B1, B2 vitaminleri ve fosfor gibi vitamin ve mineralleri bünyesinde barındırıyor. Kalp sağlığını korumaya ve kan şekerini dengelemeye de oldukça yardımcı olan narı, ara öğünde tüketebileceğiniz gibi salatalarınızı renklendirmek için de kullanabilirsiniz.

Turp: “Turp gibi” terimi boşuna çıkmamış! C, B1 ve B2 vitaminlerinin iyi bir kaynağı olan turp sayesinde bu kışı hasta olmadan geçirmek mümkün. Karaciğer dostu turp, vücudunuzun toksinlerden arınmasına ve sağlıklı bir sindirim sistemine kavuşmanıza yardımcı oluyor. Toksinlerden arınmış bir vücut sayesinde cildin sağlığına kavuşmasına yardımcı olması da çok da şaşırtıcı olmasa gerek. Böbrek hastalıklarına da iyi gelen turpu salatalarınızda ve çorbalarınızda afiyetle tüketebilirsiniz.

ŞOK 17 EKİM AKTÜEL ÜÜRNLER

SONBAHARDA GEZİLECEK YERLER

POLONEZKÖY

İstanbul’a bağlı Polonezköy temiz, ferah ve rahatlatıcı havası, doğal güzellikleri ve özellikle kirazıyla tanınır. İstanbul’un yanıbaşındaki Polonya’da çok güzel mekanlar ve yemekler de bulabilirsiniz. Cumhuriyet Köyü Polonezköy’den yaklaşIk 10 km. ileride. Bu güzergahta ağaçlar içinde çok güzel oteller, “kendin pişir kendin ye” mekanları, yürüyüş yolları, at binmeyi sevenler için çiftlikler, ormanlar yer alıyor. Yolculuğunuz sIrasında yeşilin her tonunu görebilir, kestane ve ıhlamur ağaçlarının ön planda olduğu Saklıköy’e doğru ilerleyebilirsiniz.

AĞVA

Bir yanında Yeşilçay, diğer yanında Göksu dereleri ile yeşilin birçok tonunu içinde barındıran Ağva, her ne kadar İstanbul’la iç içe olsa da doğallığından hálá bir şey kaybetmedi. Şehir dışından gelenlerin konaklayabileceği tesislerin de mevcut olduğu bölgede, bisiklet kiralayabilir, yürüyüş parkurlarında terkking yapabilirsiniz. Ağva’da bulunan restorantlar eşsiz lezzetteki yemekleri keşfetmek için oldukça ideal.

YUVACIK

İzmit sınırları içinde yer alan bölge kendine has yemekleriyle doğa severlere ev sahipliği yapıyor.Yuvacık da akan şelaleler üzerine kurulan masalarda balık yemenin tadına varırken, nehir boyunca yürüyüş keyfi yaşayabilirsiniz.Yemyeşil ormanlarında kuş sesleri arasında huzur bulabileceğiniz mekan İstanbul’a sadece 150 km uzaklıkta.

ABANT

Doğanın bütün güzelliklerini içinde barındıran Abant, şehir karmaşasından sıkılıp kaçmak isteyenler için muhteşem bir tatil yöresi. İster aracınızı parkedip faytonla gezmeye başlayın, isterseniz önce yemeğinizi yiyip yürüyüşe çıkın. Ya da kitabınızı alıp göl kenarına yerleşin.Bolu Dağı’na çıkarken yol boyunca et ızgara türü lokanta ve restoranlara sıklıkla rastlanıyor.Bunun yanısıra gölün üzerinde mangalda sucuk ve kırmızı şarap oldukça keyifli. Abant’ta şehit dışından gelenlerin konaklayabileceği tesisler de mevcut.

ASSOS

3 bin yıllık Assos antik kentinin kalıntılarının bulunduğu Behramkale, tarihi Osmanlı’ya dayanan eski bir köy…Sit alanı ilan edilen Behramkale’nin sokaklarından yürümek insanda sanki yüzyıllar öncesindeymiş hissi uyandırıyor.
Konaklama için köy içindeki otel ve pansiyonları tercih edebilirisiniz. Ege lezzetlerinin tamamını keşfetme imkanı bulabileceğiniz Behramkale’de Hüdavendigar Camii ve köprüsü Behramkala’de görülmesi gereken yerler arasında.

KAZ DAĞLARI

Çanakkale ve Balıkesir sınırları içinde yer alan Kaz Dağları’nın en alçak yeri Edremit Körfezi’nin kuzey kıyıları, en yüksek yeri de 1774 metrelik Karataş Tepesi. Yani bölgeye gittiğinizde hem deniz, hem de orman manzarası bulacaksınız. Ege’de kışın yaprak döken ağaçların bol olması, sonbaharı rengarenk sevenler için bir avantaj. Tertemiz akan şelalelerin ardında kalan, sarı ve turuncu yapraklarla donanmış ağaçlarla karşılaşmak hoşunuza gidecek. Küçükkuyu, Akçay, Altınoluk ve Güre gibi denize kıyısı olan bölgelerde konaklamanız mümkün.

BOZCAADA

Sessiz sakin bir tatil arayanlardansanız Bozcada sizin için alternatif bir seçenek olabilir. Adayı bu mevsimde özel kılan Eylül ayındaki bağbozumu şenlikleri. Festivalde ziyaretçiler traktörlere binip, işçilerle birlikte bağlara giderek üzüm toplamanın inceliklerini öğreniyor. En yakın havaalanının 56 km mesafede olduğu adaya, yolculuğun bir kısmı feribotla olmak üzere otobüsle ya da özel arabanızla ulaşabilirsiniz. Bozcada’da konaklamak için bağ evleri, konuk evleri ve uygun fiyatlı pansiyonlar mevcut…Hareketli bir gece hayatının aksine, müzik eşliğinde yemeğinizi yiyebileceğiniz sakin mekanlara sahip olan adada Ege mutfağına özgü yemeklerin tadına bakabilirsiniz. Şarap, domates reçeli, cam objeler, bez bebekler, özel tasarım takılar Bozcaada’da alabileceğiniz ürünler arasında…

GÖKÇEADA

Türkiye’nin en büyük adalarından biri olan Gökçeada yaz aylarında tatilciler tarafından yoğun ilgi görüyor. İstanbul’a 350 km mesafede bulunan adaya ulaşım Kabatepe’ye kadar karayolu ile sonrasında ise ferbiot ile sağlanıyor.
Adada konaklama için uygun fiyatlı pansiyon ve moteller mevcut. Kaleköy, Tepeköy Çınaraltı, Yıldız Koyu, Marmaros Şelalesi, Mavi Koy, Gizli Lİman, Eski Bademli, Peynir Kayalıkları, Aşıklar Koyu Gökçeada’da görülmesi gereken yerler arasında. Kalaköy’deki kayalıklara oturup gün batımını seyretmeden, oğlak tandır ve kuzu kapamanın tadına bakmadan, sakızlı muhallebi yemeden, dibek kahvesi içmeden Gökçeada’dan dönmeyin…

KAPADOKYA

Sabah serinliğinde balonla tur atarak başka hiçbir yerde göremeyeceğiniz bu coğrafyayı kuş bakışı seyretmek, hayattan alınabilecek nadir zevklerden biri. Sadece bu da değil. Kızıl Çukur’da yürüyüş yapmak, güneşin batışını seyretmek, eski bir Rum mahallesi olan Sinasos ya da şimdiki adıyla Mustafapaşa’da bir yemek yiyip, aralarında Asmalı Konak dizisinin çekildiği Old Greek House’un da bulunduğu tarihi taş evleri görmek de bu gezinin güzel anlarından biri olabilir.

KARAGÖL

Kaçkarlar’da manzara sarıya dönmeye başladı bile. Türkiye’nin en yüksek dördüncü dağı olan Kaçkarlar, Karadeniz kıyılarından itibaren yükselmeye başlıyor. Görkemli zirveler, şelaleler, berrak göller ve zengin bitki örtüsü ile eşsiz bir sonbahar manzarasını burada yakalayabilirsiniz. Sislerin ardında kalan dağlarla karşılaşacaksınız. Kaçkarlar’a, Artvin-Yusufeli ve ize-Çamlıhemşin’den ulaşabilirsiniz.

 

HAKMAR 18 EKİM PERŞEMBE AKTÜEL ÜRÜNLER

2018 SONBAHARA ÖZEL DEKORASYON FİKİRLERİ

1- DOKU VE DESENLER

Yaz aylarında daha ince ve hafif kumaşlar kullanılırken sonbahar ve kış aylarında daha kalın ve ağır kumaşlar ev dekorasyonunda tercih ediliyor. Kadife, pamuklu ve yünlü kumaşlarla yastıklarınızın kılıflarını değiştirerek işe başlayabilirsiniz. Bu seçimler sizi daha sıcak tutmaya yardımcı olacaktır.Sonbahar aylarına evinizi hazırlarken kullandığınız kumaşların ve parçaların desenleri çok önemli. Sezonun modası olan kare kare desenlerle evinizi sonbahara hazırlayabilirsiniz.

2- AKSESUARLAR

Evinizi mum, kozalak veya kurumuş yapraklarla süsleyebilirsiniz. Bununla birlikte hasır aksesuarlar da bu yılın trendleri arasında yer alacak.

3- RENKLER

Evinizin dekorasyonunu sonbahar aylarına hazırlarken kullandığınız renkler turuncu, kahve tonları veya kırmızı olabilir. Evinizin koltuklarına uygun seçebilirsiniz.

4-BAHÇE VE VERANDA DÜZENLEMELERİ

Bahçesi, verandası ve hatta küçük de olsa bir balkonu olanların, mevsim geçişlerini çok daha iyi yaşayabilecekleri güzel mekanlar yaratabildiğini belirten Tamer ve Hatipoğlu, şu önerilerde bulunuyor: “Verandalar ve kış bahçeleri ısıtma imkanı da varsa, sonbaharda güneş yüzünü gösterdiğinde bir fincan kahvenin tadına doyulmadığı mekanlara dönüşür. Bu tip mekanlarda jüt halılar sonbahar dekorasyonunda baş rolü oynar. Bu mekanlara yerleştirebileceğiniz minik ev seraları, sizi doğaya bağlı tutar ve ortama daha sıcak bir atmosfer katar. Ayrıca güneşten uzak bir köşeye yerleştireceğiniz kışlık domates salçası ve reçel kavanozlarını koyabileceğiniz bir tel dolap da mekana keyifli bir görüntü verir.“

5. Yemek masaları ve duvar süslemeleri

Yemek masalarında da sonbahar renklerini kullanmanın dekorasyon açısından doğru bir yaklaşım olduğunu belirten Tamer ve Hatipoğlu, “Sonbaharın kiremit, kahverengi, yağ yeşili gibi renklerindeki amerikan servisleri, üzerine kuru yapraklar ve kozalaklar arasına yerleştirilmiş mumlar, kırmızı ve sarı elmalarla hazırlayacağınız bir meyve tabağı ile kombinlediğinizde ortaya hoş bir sonbahar dekoru çıkacaktır. Ayrıca rafya, saman kağıtları, mısır koçanları, kuru dallar, kızarmış yaprak ve kozalaklarla hazırlanan duvar süsleri de evinizde çok şık bir hava katar. Şömineniz varsa burası da süslemeler için çok keyifli bir zemin oluşturabilir“ bilgisini veriyor.

 

Meme Kanseri Tanısı Ve Tedavisi

Meme kanseri nedir?

Meme kanseri, meme dokusu içinde süt kanalları içerisinde oluşan kanser hücreleridir. Meme kanseri, memenin süt bezlerinde ve üretilen sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücreler arasında, çeşitli etkenler sonucu kontrolsüz şekilde çoğalan ve başka organlara yayılma potansiyeli taşıyan hücrelerden meydana gelen tümöral oluşumdur.

Meme kanseri belirtileri nelerdir?

Meme kanseri en sık 50 yaş üzeri kadınlarda rastlanır ancak bu gençler de meme kanseri olmayacağı anlamına gelmez. 20 yaş itibari ile kişinin ayda bir kendisinin yılda bir doktorunun yapmış olduğu muayene çok önemlidir. Erken teşhis hayat kurtarır. Günümüzde meme kanseri belirtilerinin çoğu kişinin kendisi tarafından bulunuyor. Kanserli kitleler nispeten sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü görünüyor ve meme dokusu içinde rahatça oynatılamıyor. Aşağıdaki belirtilerden en az biri varsa hemen doktora gösterilmesi gerekir.

  • Memede veya koltuk altında ele gelen kitle (sertlik, şişlik)
  • Meme başında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu
  • Meme başı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
  • Meme cildinde yara veya kızarıklık
  • Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü)
  • Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik (kızarıklık vs.)

Meme kanserinden nasıl korunuruz?

  • Aşırı kilo almak meme kanseri riskini yükseltir. Bu durum menopoz sonrası dönemde sık rastlanan bir durum haline gelmiştir. Kadınlar menopoz dönemlerinde karın ve üst beden bölgelerinden fazla kilo almaya başlarlar ve bu durum kalça ve alt kısımlardan kilo alan kadınlara nazaran daha fazla meme kanseri riski taşır.
  • Hormonal ilaçlardan olabildiğince uzak durun. Menopoz sonrası kadınların hormon yerine koyma tedavilerine başlarlar ve bu tedaviyle östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonları alırlar. Bu durum da meme kanseri riski arttırır.
  • Düzenli olarak spor yapılması gerekir. Bu hem kilo kontrolünüzü hem de yüksek östrojen düzeyini dengeler. Ayrıca düzenli olarak yapılan sporun bağışıklık sistemini güçlendirdiği de biliniyor. Çalışmalar, menopoz öncesi dönemde haftada en az dört gün düzenli olarak spor yapmanın meme kanseri riskini önemli oranda azalttığını gösteriyor.
  • Alkol tüketiminin azaltılması gerekir. Alkolün östrojen metabolizmasını etkilemesi ve kan östrojen düzeyini yükseltmesi meme kanseri riskini arttırır.
  • Sigara kullanımı, meme kanseri dahil olmak üzere birçok kanserin gelişme riskini artırıyor.
Her kitle kanser olmayabilir
Memede saptanan her kitlenin meme kanseri olmayabileceğini de söyleyen Central Hospital’dan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Rafet Yiğitbaşı, “Yaşça daha genç kadınlarda fibroadenom ya da kist denilen kanser olmayan kitleler görülebilir. Orta ve daha ileri yaşlardaki kadınlarda oluşan fibrokistik değişiklikler ise ele kitle olarak gelebilir. Bu kitlelerin ağrılı ya da ağrısız olması kanser oldukları anlamına gelmez. Ancak memede fark edilen ve ele gelen bir yapı veya kitle olması durumunda incelemeye alınması gerekir. Eğer memede kitle fak edilirse mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.” dedi.
Meme kanseri tedavisinde erken teşhis önemli
Tedavide erken teşhisin önemine de dikkat çeken Central Hospital’dan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Rafet Yiğitbaşı, “Meme kanseri tedavisinde en önemli ve belirleyici nokta erken teşhis ve hastalığın evresidir. Tümör 1cm’nin altındaysa cerrahi müdahale yapılır. Cerrahi tedavi dışında ise radyoterapi (ışın tedavisi), kemoterapi ve hormonoterapi uygulanır. Bu tedavi yöntemleri hastalığın evresine, hastanın yaşına ve tümörün özelliklerine göre değişkenlik gösterebildiğinden multidisipliner bir tedavi şekli uygulanır.” dedi.
Meme kanserinde kemoterapi
Cerrahi operasyondan önce kemoterapi uygulamasıyla mevcut olan tümör kaybolabilir. Bu sayede tümörün kemoterapiye verdiği cevap da izlenebilir. Özellikle bazı hastalarda memenin korunması oldukça önem taşır. Meme korunması ancak tümörün kemoterapi sonrası küçülmesiyle sağlanabilir. Meme korunmasıyla hasta ek bir risk almaz. Son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde kemoterapi uygulamasında önemli ilerlemeler olmuştur.

BİM 19 EKİM CUMA AKTÜEL ÜRÜNLER

A.101 18 EKİM PERŞEMBE AKTÜEL ÜRÜNLER