Blog Arşivi: Sağlık

ÖKSÜRÜK VE ASTIMA ÇAM KOZALAĞI

Çam kozalağının faydaları çok az kişi tarafından bilinir. Oysaki çam kozalağından sadece süs için değil, sağlığınız için de faydalanabilirsiniz.

ÖKSÜRÜK VE BALGAM VARSA… 

Çam kozalağı, öksürmede, balgam, bronşit gibi hastalıklarda kesin şifa sunmaktadır. Özellikle astım rahatsızlıklarında, tedavi edici bir etkiye sahiptir.

AKCİĞERİ TEMİZLİYOR 

Çam kozalağı akciğerin temizlenmesine yardımcı olur. Vücudun gerekli olan mineralleri karşılayamamasından dolayı akciğer rahatsızlıklarına neden olan ve sigara gibi zehirli dumanların kalıcı zararlarını ortadan kaldırmaktadır.

BİLİMSEL KANITI VAR 

Bugün birçok doktor, uzman ve bilim insanları çam kozalağının işlenmesi, yağının çıkartılması ya da reçel yapılmasıyla ve tüketilmesi halinde sağlıklı bir kış geçirileceğini belirtmektedirler. Bağışıklığı arttıran bir etkiye sahip olan çam kozalağı, nadir bulunan özel bileşenleri içeriğinde barındırmaktadır.

Tüketilmesi Gereken Keçiboynuzu Çayı

Keçiboynuzu Çayının Faydaları Nelerdir?

  • Akciğerlerimizi rahatlatarak daha iyi nefes almamızı sağlar
  • Keçiboynuzunun kilo kaybının desteklediği öksürüğe iyi geldi ve prostat enfeksiyonlarının iyileştirdiği bilinir.
  • Özellikle kemik erimesi kansızlık zayıflık ve demir eksikliği gibi hastalıkların tedavisinde kullanılır
  • Bünyesinde potasyum Çinko ve demir bulunur
  • Kolesterol düşürücü etkiye sahiptir
  • Bağırsaklardaki parazitleri yok eder
  • Balgam söktürücüdür
  • Vücuttan toksinlerin atılmasını sağlar
  • İshal kesici özelliği vardır

Keçiboynuzu çayı nasıl hazırlanır?

Keçiboynuzu çayı iki farklı şekilde hazırlanır. Demleme şeklinde yapılan ilk tarifte, 4 – 5 adet yıkanmış keçiboynuzu 1 litre kaynamış suya atılarak 45 dakika bekletilir. Eğer keçiboynuzları suya parçalanarak atılırsa, 20 dakika beklenmesi yeterlidir. Keçiboynuzu çayının diğer bir hazırlama yöntemi ise haşlama yöntemidir. Kaynamakta olan yarım litre suya 5 adet keçiboynuzu atılarak, kısık ateşte 10 dakika kaynatılır. Sonrasında süzülerek sıcak ya da soğuk olarak içilir..

SONBAHARDA CİLDİMİZE İYİ GELECEK BESİNLER

Lahana: Kış ayları denilince akla gelen sebzelerden biri lahana. Yüksek lif içeriği sayesinde kış aylarında da formunuzu korumaya yardımcı olan lahana, aynı zamanda bağırsak sağlığının güçlenmesine de yardımcı oluyor. Lahananın yüksek antioksidan içeriğinin diyabet, kanser gibi hastalıklarının riskinin azaltılmasında da büyük rol oynadığı bir gerçek. C ve K vitaminlerinin iyi bir kaynağı olan lahanayı sıcak yemek olarak tüketmeyi sevmiyorsanız salata şeklinde hazırlayabilirsiniz.

Karnabahar: İçerdiği folat, B6, C ve K vitaminleriyle kış aylarının vazgeçilmez sebzelerindendir. Yapılan araştırmalar karnabaharın içerisindeki fitokimyasal bir bileşik olan izotiyosiyanatın kanser hücreleriyle savaşmada oldukça başarılı olduğunu gösteriyor. Ancak onun bu muhteşem içeriğinden yararlanmanız için karnabaharı fazla pişirmekten kaçınmalısınız. Buharda veya fırında pişirmek gibi sağlıklı yöntemlerle karnabaharın bu güçlü etkisinden yararlanmanız çok daha kolay.

Mandalina: Turuncu rengiyle kış aylarına renk katan mandalina, C vitaminin harika kaynaklarından biridir. Aynı zamanda pratik bir atıştırmalık olan mandalinayı yanınızda çok kolay taşıyabilir ve ara öğünlerinizde tercih edebilirsiniz. Yüksek lif içeriğiyle bağırsaklarınızın sağlıklı çalışmasına da yardımcı olan 2 adet mandalina, günlük C vitamini ihtiyacınızı karşılamaya yardımcı olur.

Greyfurt: Vücudunuzu toksinlerden arındıracak bir süper besin arıyorsanız greyfurtu evinizden eksik etmeyin. C vitamininin iyi bir kaynağı olan greyfurt, kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olmasının yanında yüksek lif içeriğiyle de kilo kontrolünde bağırsak sağlığını desteklemede en iyi arkadaşlarınızdan biri. Ancak greyfurtun bazı ilaçlarla etkileşime girdiğini unutmayın ve düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız tüketimi konusunda mutlaka doktorunuza ve diyetisyeninize danışın.

Nar: Bereket meyvesi nar, sadece lezzetiyle değil benzersiz faydalarıyla da sıfatının hakkını veriyor. Yüksek antioksidan ve anti-inflamatuar etkisiyle kansere karşı süper bir koruyucu olan nar; potasyum, C vitamini, demir, B1, B2 vitaminleri ve fosfor gibi vitamin ve mineralleri bünyesinde barındırıyor. Kalp sağlığını korumaya ve kan şekerini dengelemeye de oldukça yardımcı olan narı, ara öğünde tüketebileceğiniz gibi salatalarınızı renklendirmek için de kullanabilirsiniz.

Turp: “Turp gibi” terimi boşuna çıkmamış! C, B1 ve B2 vitaminlerinin iyi bir kaynağı olan turp sayesinde bu kışı hasta olmadan geçirmek mümkün. Karaciğer dostu turp, vücudunuzun toksinlerden arınmasına ve sağlıklı bir sindirim sistemine kavuşmanıza yardımcı oluyor. Toksinlerden arınmış bir vücut sayesinde cildin sağlığına kavuşmasına yardımcı olması da çok da şaşırtıcı olmasa gerek. Böbrek hastalıklarına da iyi gelen turpu salatalarınızda ve çorbalarınızda afiyetle tüketebilirsiniz.

Meme Kanseri Tanısı Ve Tedavisi

Meme kanseri nedir?

Meme kanseri, meme dokusu içinde süt kanalları içerisinde oluşan kanser hücreleridir. Meme kanseri, memenin süt bezlerinde ve üretilen sütü meme başına taşıyan kanalları döşeyen hücreler arasında, çeşitli etkenler sonucu kontrolsüz şekilde çoğalan ve başka organlara yayılma potansiyeli taşıyan hücrelerden meydana gelen tümöral oluşumdur.

Meme kanseri belirtileri nelerdir?

Meme kanseri en sık 50 yaş üzeri kadınlarda rastlanır ancak bu gençler de meme kanseri olmayacağı anlamına gelmez. 20 yaş itibari ile kişinin ayda bir kendisinin yılda bir doktorunun yapmış olduğu muayene çok önemlidir. Erken teşhis hayat kurtarır. Günümüzde meme kanseri belirtilerinin çoğu kişinin kendisi tarafından bulunuyor. Kanserli kitleler nispeten sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü görünüyor ve meme dokusu içinde rahatça oynatılamıyor. Aşağıdaki belirtilerden en az biri varsa hemen doktora gösterilmesi gerekir.

  • Memede veya koltuk altında ele gelen kitle (sertlik, şişlik)
  • Meme başında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu
  • Meme başı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma)
  • Meme cildinde yara veya kızarıklık
  • Meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü)
  • Memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik (kızarıklık vs.)

Meme kanserinden nasıl korunuruz?

  • Aşırı kilo almak meme kanseri riskini yükseltir. Bu durum menopoz sonrası dönemde sık rastlanan bir durum haline gelmiştir. Kadınlar menopoz dönemlerinde karın ve üst beden bölgelerinden fazla kilo almaya başlarlar ve bu durum kalça ve alt kısımlardan kilo alan kadınlara nazaran daha fazla meme kanseri riski taşır.
  • Hormonal ilaçlardan olabildiğince uzak durun. Menopoz sonrası kadınların hormon yerine koyma tedavilerine başlarlar ve bu tedaviyle östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonları alırlar. Bu durum da meme kanseri riski arttırır.
  • Düzenli olarak spor yapılması gerekir. Bu hem kilo kontrolünüzü hem de yüksek östrojen düzeyini dengeler. Ayrıca düzenli olarak yapılan sporun bağışıklık sistemini güçlendirdiği de biliniyor. Çalışmalar, menopoz öncesi dönemde haftada en az dört gün düzenli olarak spor yapmanın meme kanseri riskini önemli oranda azalttığını gösteriyor.
  • Alkol tüketiminin azaltılması gerekir. Alkolün östrojen metabolizmasını etkilemesi ve kan östrojen düzeyini yükseltmesi meme kanseri riskini arttırır.
  • Sigara kullanımı, meme kanseri dahil olmak üzere birçok kanserin gelişme riskini artırıyor.
Her kitle kanser olmayabilir
Memede saptanan her kitlenin meme kanseri olmayabileceğini de söyleyen Central Hospital’dan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Rafet Yiğitbaşı, “Yaşça daha genç kadınlarda fibroadenom ya da kist denilen kanser olmayan kitleler görülebilir. Orta ve daha ileri yaşlardaki kadınlarda oluşan fibrokistik değişiklikler ise ele kitle olarak gelebilir. Bu kitlelerin ağrılı ya da ağrısız olması kanser oldukları anlamına gelmez. Ancak memede fark edilen ve ele gelen bir yapı veya kitle olması durumunda incelemeye alınması gerekir. Eğer memede kitle fak edilirse mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.” dedi.
Meme kanseri tedavisinde erken teşhis önemli
Tedavide erken teşhisin önemine de dikkat çeken Central Hospital’dan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Rafet Yiğitbaşı, “Meme kanseri tedavisinde en önemli ve belirleyici nokta erken teşhis ve hastalığın evresidir. Tümör 1cm’nin altındaysa cerrahi müdahale yapılır. Cerrahi tedavi dışında ise radyoterapi (ışın tedavisi), kemoterapi ve hormonoterapi uygulanır. Bu tedavi yöntemleri hastalığın evresine, hastanın yaşına ve tümörün özelliklerine göre değişkenlik gösterebildiğinden multidisipliner bir tedavi şekli uygulanır.” dedi.
Meme kanserinde kemoterapi
Cerrahi operasyondan önce kemoterapi uygulamasıyla mevcut olan tümör kaybolabilir. Bu sayede tümörün kemoterapiye verdiği cevap da izlenebilir. Özellikle bazı hastalarda memenin korunması oldukça önem taşır. Meme korunması ancak tümörün kemoterapi sonrası küçülmesiyle sağlanabilir. Meme korunmasıyla hasta ek bir risk almaz. Son yıllarda gelişen teknoloji sayesinde kemoterapi uygulamasında önemli ilerlemeler olmuştur.

Her Gün 11 Bardak Su İçin Bakın Neler Oluyor ?

JAMA Internal Medicine isimli bir dergide yapılan araştırma sonucu günde 11 bardak su içmenin kadınlar için inanılmaz faydaları ortaya çıktı. Sağlıklı bir yaşam için günce 11 bardak suyu ihmal etmiyoruz hanımlar

Sonuçları “JAMA Internal Medicine” dergisinde yayımlanan bir araştırma, günde 11 bardak suyun, kadınlarda idrar yolu enfeksiyonuna yakalanma sıklığını yarıya indirdiğini gösterdi.

Son bir yılda en az 3 kez idrar yolu enfeksiyonu geçiren 45 yaş altında 140 sağlıklı kadın üzerinde yapılan araştırma sırasında katılımcıların yarısından günde fazladan bir buçuk litre su içmeleri istendi, diğer yarısının ise su tüketimlerinde değişiklik yapılmadı.

Bir yıl sonra fazladan su içen kadınların sene içinde idrar yolu enfeksiyonuna yakalanma sıklığı ortalama bir buçuğa düşerken, diğer grupta ortalama 3 olarak kaldı.

Fazladan su içen kadınların günlük su tüketiminin yaklaşık 11 bardak, kontrol grubundakilerin ise 5 bardak olduğuna işaret edildi.

Eklem ağrılarına iyi geliyor

Vücudumuzun yaklaşık yüzde 70’i sudan oluşuyor. Eklem aralıklarında kayganlığı sağlayan sıvı bileşeninde de su bulunuyor. Yeterince su içmediğimizde eklem arası sıvılarla birlikte eklem kayganlığı da azalıyor. Bu da eklem ağrılarına, hareket sırasında eklemlerden ses gelmesine neden oluyor. Tedavi edilmezse eklem yüzeyleri aşınıp kalıcı eklem bozuklukları oluşuyor. Ağrısız hareket etmek için su içmek en basit önlem.

Zihni açıyor

Vücudun kontrol merkezi olan beyin de diğer organlar gibi sağlıklı çalışmak için suya ihtiyaç duyuyor. Uzamış susuzlukta unutkanlık, dikkat eksikliği, uyku hali, algıda ve hareketlerde azalma, sinirlilik oluyor. Sağlıklı zihinsel faaliyetler için su şart.

Cildi yeniliyor

Su yetersiz alındığında cilt kuruyup terleme azalıyor. Vücut ısı dengesini sağlayamıyor, cilt esnekliğini kaybediyor. Özellikle egzama ve mantarlar sık gözlenirken, tırnaklar ve saçlar kırılıyor, ciltte çatlama ve kanamalar görülebiliyor. Vücut mikroplara açık hale geliyor.

Krampları önlüyor

Spor yaparken daha sağlıklı olmak için dengeli beslenme, düzenli bir uyku ve yeterince su içmeye dikkat etmek gerekiyor. Vücuttaki kas kitlesi arttıkça su ihtiyacı da artıyor. Spor yapmadan önce ve sonra içilen su, kas kasılmaları ve kramplarla başa çıkmada oldukça etkili.

Stresle savaşıyor

Beynimizin yüzde 85’i sudur. Eğer vücudumuzda yeteri kadar besin ve su yoksa stres altında hissederiz. Açlık ve susuzluğa dayanamamamızın sebebi beynimize bu durumlarda yakıt yani besin ve su gitmemesidir. Gün içerisinde gergin ve huzursuz olan kişiler yeterli su içmiyor olabilirler!”

Hamilelikte destek oluyor

Hamilelikte vücudun su ihtiyacı artıyor. Bebeğin gelişmesi, anne karnındaki amnion denilen sıvı içinde olup, annenin kan hacmi artıyor ve bu da daha fazla su içmeyi gerektiriyor. Sorunsuz bir hamilelik dönemi ve sağlıklı bir bebek için hamilelikte yeterli su alımı çok önemli.

Kabızlığı engelliyor

Lifli besinler ve bol su sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlıyor. Yetersiz su içimi, sindirim sisteminin daha az çalışmasına ve kabızlığa yol açıyor. Kabızlık ve hazımsızlığı önlemek, sindirim sisteminin düzgün çalışmasını sağlamak için mutlaka su için.

Ağız kokusunu gideriyor

Yetersiz su içmek tükürük salgısını azaltıyor. Bu nedenle ağız içinin temizliği yeterli olmuyor. Bu da hoş olmayan rahatsız edici ağız kokusuna yol açıyor. Günde en az 8 bardak su ağız kokusunu gidermeye yardım ediyor.

Kalbi ve damarları besliyor

Damar içinde dolaşan kanın büyük bir kısmı sudan oluşur. Kan hücreler için gerekli oksijeni taşır. Su içimi yetersiz olursa, kan hacmi azalır, kan dolaşımı hızı yavaşlar, kan koyulaşır, aritmi gelişir, tansiyon düşer, tansiyon düşmesine bağlı bayılmalar görülebilir. Bu da kalbe ve diğer organlara giden kan miktarını azaltır, koyulaşan kan damarların tıkanmasına neden olabilir. Özellikle hayati öneme sahip olan beyin damarları ve kalp koroner damarları gibi ince damarlarda tıkanmalara neden olarak kalp krizi ve felç gibi hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırır” diyor.

Reflü ve gastriti tedavi ediyor

Reflü ve gastrit kişinin yaşam kalitesini kötü etkileyen, hatta zamanında uygun şekilde tedavi edilmediğinde kansere dönebilen hastalıklar. Bu hastalıkların en önemli sebebi midenin aşırı asit salgısı! Oysa yeterince su içerek midenin asit salgısının mide ve yemek borusu duvarına zarar vermesini de önlemiş oluyoruz.

Kefirin Faydaları Saymakla Bitmiyor !

-Bu sağlık dolu içecek bağışıklık sistemini güçlendirdiğinden, enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırır. Birçok hastalığı engellemeye yardımcı olur.

-Yapılan çalışmalarda kefirde bulunan maddelerin astım ve alerjiye karşı direnç oluşturduğu görülmüştür.

-İçerdiği faydalı bakteriler, sindirim sistemimizdeki zararlı bakterilere karşı mücadele eder.

-Kilo vermek isteyenler için de ideal bir içecek olan kefir tok tutucudur. Kan şekerinde ani dalgalanmalara neden olmaz.

-Hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlar çekenler içinde faydalı olan kefir, bağırsak florasını düzenler.

-Halsizlik ve yorgunlukla mücadele içinde tercih edilen Kafkasya kökenli bu içeceğin enerji değeri yüksektir, tüketen kişilere canlılık ve enerji verir. Spor yapan kişiler için de bir enerji deposudur.

-Cilt sağlığı ve güzelliğine de olumlu katkıları vardır, cildi iyileştirir ve parlaklaştırır.

-Şehir hayatının kaçınılmaz yan etkilerinden biri olan strese karşı mücadelede de fayda sağlayan kefir, aynı zamanda saçları da güçlendirir.Kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu etkisi kanıtlanan kefir, damar sertliğini ve kalp krizi riskini azaltmaya yardımcı olur.

-Kanser hastalarında kemoterapi tedavisi sırasında vücudun güçlü kalmasını ve beslenmenin devamlı olmasını sağlar. Bunun yanında öncelikle prostat ve bağırsak kanseri olmak üzere, birçok kanseri önlemeye yardımcı olduğu bilinmektedir.

-Antibiyotik ilaçlar, vücuttaki tüm vitaminleri ve bakterileri öldürdüğü için; içerdiği faydalı bakteriler sayesinde doğal antibiyotik görevi yapar.

-Antioksidan özellikleriyle hücre yenilenmesine katkıda bulunur ve Osteoporoz ve Alzheimer hastalığına karşı direnç oluşturur.

-Mutlu ve sağlıklı bir yaşlılık geçirmek için ideal olan kefir, yaşlılıkta karşılaşılan sorunlara karşı koruyucudur.

-Antibiyotik etkisiyle iltihaplı hastalıkların tedavisine yardımcı olur ve vücuttan fazla ödemin atılmasına katkı sağlar.

Kefirin zararları nelerdir?

Fazla tüketilmesi kilo almaya neden olabilmektedir. Bu nedenle kararında tüketilmesi önerilir. Ayrıca kefirin içerisinde bulunan bazı bakterilerin ishale neden olabileceği de bilinmektedir.

Organik Ve Sağlıklı Kefir İçin Moodfit Kefir İçin : Moodfit

GÜNDE BİR ELMA YEMENİN FAYDALARI

Sağlıklı Dişer İçin Elma: Elmanın bilinen en önemli faydası, beyaz ve sağlıklı dişlerinizin olmasını sağlamasıdır.  Isırılarak yenilen bir elma diş fırçası görevi görür ve diş arasındaki mikropları veya artıkları temizler, bu yüzden uzmanlar elmanın ısırılarak tüketilmesini tavsiye ederler. Elma dişleri güçlendirir ve beyaz kalmasını sağlar bunun yanında ağız içerisindeki bakterileri öldürücü özelliği vardır. Diş çürümelerini yavaşlattığı gibi ağzın tükürük üretmesine yardımcı olur.

Alzheimer Hastalığına Faydalıdır:  Fareler üzerinde yapılan deneyler, elmanın Alzheimer hastalığından koruduğunu ve beynin yaşlılıktan kaynaklanan etkileri azalttığını ortaya koymuştur.

Elma Kansere Karşı Koruyucudur:  Birçok bilimsel araştırma sonucunda flavonoidi çok zengin olan elmanın %23 oranında pankreas kanserine yakalanma riskini azalttığı ortaya konulmuştur. Bunun yanında içerdiği bileşenler yardımıyla karaciğer, kolon ve meme kanserine karşı koruyucu etkisi olduğu belirlenmiştir. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü kolorektal ve meme kanseri riskinin azaltılması için yüksek derecede lif içeren besinlerin tüketilmesini tavsiye etmiştir.  Bazı uzmanlar elmanın kanser hücrelerini yavaşlatıcı ve hatta öldürücü etkisinin olduğunu açıklamaktadır.

Diyabete Yakalanma Riskini Azaltır: Günde en az bir elma tüketimi %28 oranında diyabete yakalanma riskini azaltır. Elmanın içerdiği lifler ise kan şekerini düşürme noktasında önemli görevler üstlenir.

Kolesterolü Düşürür:  Elmanın içerisinde bulunan lifler kolesterol seviyesinin sağlıklı bir düzeyde kalmasını sağlar. Kolesterolün seviyesini düzenleyerek ayrıca başka hastalıklara yakalanma riskini minimuma indirir.

Elma Kalp Sağlığına Faydalıdır:  Araştırmalar, elmanın içerdiği liflerin arter ve damarlarda oluşan plakları çözdüğünü ortaya koymuştur.  Plaklar arter duvarlarındaki katılaşma sonucu oluşur ve damarları tıkayarak kanın akışını yavaşlatır. Bu durum da kalbe zarar verir. İçerdiği elementlerle plakların ortadan kalkmasını sağlayan elma, dolaylı olarak kalp sağlığına katkı sağlar.

Safra Kesesi Taşlarını Önler: Safra kesesi taşları sıvıların katılaşmasıyla oluşmaktadır. Bu tür sorunlar genelde kilo problemi olan kişilerde yaygındır. Safra taşının oluşmasını önlemek için elma tüketimine özen gösterilmesi gerekir. Elmanın ayrıca sindirim sistemine faydası olduğu için kilo vermenizi sağlayacak ve dolaylı olarak safra kesesi taşları sonucundan sizi koruyacaktır.

Elma İshal ve Kabızlığa Faydalıdır: Sabahları aç karınla tüketilen elma kabızlık sorunlarını giderir ve bağırsakları temizler. Zayıflamak için de bu yöntem etkilidir. Sabahları aç karınla yenilen elma ayrıca ishal sorunlarının çözülmesine yardımcı olur.

Elma Karaciğere Faydalıdır: Sürekli olarak aldığımız besinler vücudumuzda toksinlerin oluşmasına neden olurlar. Toksinler ise karaciğeri olumsuz anlamda etkilemektedirler. Elma ise bu toksinlerin en büyük düşmanlarındandır. Bu yüzden uzmanlar, günlük olarak tüketilen bir elmanın toksinlerden kaynaklanan hastalıklara yakalanma riskini azaltacağını söylemektedirler.

Elma Bağışıklık Sitemini Güçlendirir: Elmanın diğer bir özelliği ise bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun bütün hastalıklar karşısında mukavemetini arttırmasıdır.  Özellikle kırmızı elmada bulunan quercetin adındaki antioksidan bağışıklık sistemini güçlendirmede çok etkilidir.

Gülmenin Hiç Bilmediğiniz Faydaları

 

–  Ağrı eşiğinin yüksek olması, kalp damar hastalıklarının daha az görülmesi, hafızanın iyi durumda olması gülme ile yakından ilişkilidir. Gülen kişilerde bu hastalıklar çok daha az görüldüğü araştırmalarda ortaya konulmuştur.

–  İş görüşmelerinde güler yüzlü olmak size avantaj sağlar, kendinize güvendiğinizi gösterir. Stresli anlarla daha rahat başa çıkabilirsiniz ve etrafınızdaki insanlarla daha sağlıklı ilişkiler kurabilirsiniz.

– Gülümsemek aynı zamanda vücut için doğal bir ağrı kesicisidir. Kronik ağrılara sahip insanlar için gülmek, acı ile başa çıkmak için iyi bir yöntemdir. Ayrıca, düştüğünüz zamanlarda gülerek ağrınızı azaltabilirsiniz.

– İçinizde tuttuğunuz duyguları serbest bırakmanın en iyi yolu iyi bir kahkaha atmaktan geçer. Her şey siz gülümsedikten sonra, gözünüze, daha iyi ve daha kolay görünecektir.

– Kahkaha doğal antihistaminikler salgılaması için vücudu uyarır. Ayrıca, vücutta üretilen doğal bir antibiyotik gibi görev yapan T-hücrelerini aktive eder. Bu bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olur.

– Gülmenin hipertansiyon sorunu yaşayan insanlar için çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Kan basıncını normale düşürmeye yardımcı olur. Gülmek derin nefes almaya neden olur ve kan dolaşımını artırır, böylece oksijen ve gerekli besinler vücudun tüm parçalarına dağılır.

– İyi bir gülüş siz farkında bile olmadan size vücudun içinden yapılan bir masaj gibi etki eder. Aynı zamanda gülmek solunum, karın, sırt, bacak ve yüz kasları için iyi bir egzersizdir. Bağırsakları ve iç organları çalıştırır, karın kaslarını güçlendirir. Bu aktivite sindirim ve besin emilimi için avantajlıdır.

– Gülmek kalori yakmaya da yardımcı olur. Bir iyi, güçlü bir gülümseme diyaframı titreştirir, derin nefes almak da daha fazla oksijen almayı sağlar bu nedenle gülmek en iyi solunum egzersizlerinden biridir.

-Stresli durumlarda gülümsemeye devam etmek kolay değildir, ancak araştırmalar böyle yapabilmenin kesinlikle sağlığa faydaları olduğunu belirtiyor. Stresli bir durumdan kurtulmak üzere araştırmaya katılanlardan gülümseyenlerin kalp atım hızlarının, ifadesiz bir yüze sahip olanlardan daha düşük olduğu belirlenmiş.

 

KANSIZLIĞIN BELİRTİLERİ

-İştahsızlık ve mide bulantısı

-Halsizlik ve çabuk yorulma

-Sürekli yorgunluk hissi

-Aralıklarla gelen çarpıntı

-Sık hastalanma

-Konsantrasyon bozukluğu

-Baş dönmesi

-Soluk cilt

-Saç dökülmesi ve tırnaklarda incelme

-Özellikle kış aylarında kendini gösteren el ve ayaklarda üşüme

-Ağız içi yaraları

Kansızlığa iyi gelen besinler

Özellikle keçiboynuzu pekmezinin sabahları 2-3 tatlı kaşığı tüketilmesi ile önemli demir takviyesi sağlanabileceğini kaydeden Dr. Sinan Akkurt, üzüm ve dutun hem B12, hem demir açısından; ıspanak, brokoli ve kuşkonmazın hem folik asit, hem demir açısından zengin içerikleri ile kansızlığa ilaç gibi geleceğini dile getirdi. Bunların yanı sıra doktorun önereceği ilaç takviyesi ile kansızlığın kısa sürede kontrol altına alınabileceğini söyleyen Dr. Sinan Akkurt, “Sık rastlandığı için sıradan bir durum olarak algılamamalı, ihmal etmemeliyiz. Önemli olan erken tanı ve erken müdahaledir” dedi.

Kansızlık Tedavisi Nasıl Olur

Şimdi de kansızlık nasıl tedavi edilir ona bakalım. Öncelikle unutmayalım ki kansızlık bir sonuç, bir başka hastalığın habercisi. Yapılması gereken öncelikle kansızlığın nedenlerinin tespit edilmesi. Kansızlık belirtileriniz varsa hemen bir doktora gitmelisiniz. Sebeplerinin bulunması gerekir. Kronik bir hastalığınız yok ya da bir başka hastalığın habercisi değil ise beslenme düzeninizde yapacağınız değişikliklerle kansızlığınıza çare bulabilirsiniz.

Aşağıda kansızlığa iyi gelen bazı öneriler sıraladık:

  • Kırmızı eti, kuru meyveleri ( kuru incir,kuru üzüm) ,baklagilleri, pekmezi daha çok tüketmeye çalışın
  • C vitamini demirin emilimini artırdığından içeriğinde C vitamini olan besinlerden tüketmeyi ihmal etmeyin.
  • Çok fazla kafeinli içecek tüketimi, süt tüketimi, kepekli ekmek tüketimi yapıyorsanız azaltın. Ancak bilinmeli ki sütün kansızlığa doğrudan bir katkısı yoktur.Demir eksikliğinde demir emilimini azalttığından demir takviyesi alındığında birkaç saat süt tüketilmemesi tavsiye edilir.

KESTANENİN FAYDALARI

•    Kestane, kolesterol sorunu yaşayanlar için önerilmektedir.
•    Pek çok kanser türü için koruyucu etkisi olduğu söylenir.
•    Kestane, tok tutucu bir özelliğe sahiptir. İçerdiği vitaminler ve mineraller, almamız gereken besin ihtiyacını büyük ölçüde karşılar.
•    Özellikle hemen yorulan ve sürekli halsiz olan insanlar için faydalıdır, enerji verir.
•    Kestane, beyin hücrelerini geliştirebilen bir yiyecektir. Dolayısıyla hafıza ve unutkanlık gibi sorunlarla karşı karşıya kalan insanlar için önerilir.
•    Vücuttaki pek çok hücrenin yenilenmesinde kestane önemli bir yer tutar.
•    Dozunda tüketilmek şartıyla, basur ve varislerin tedavisinde de büyük fayda sağlar.
•    İnsana sakinlik verir.
•    Karaciğere ve mideye çok iyi gelir.
•    Kan dolaşımını düzenler ve hızlandırır.
•    Kalp ve kas sisteminin uyarılmasını ve organizmanın su dengesini sağlar.
•    Kestane, kasları kuvvetlendiren bir yiyecektir.
•    Hemoroit şikâyetlerinin azalmasında etkilidir.
•    Özellikle çocuklar için, iştah açmada birebirdir.

Kestanenin Sağlığa Faydaları

Kestane İç Organ ve Deri Sağlığını Korur: Kestane, deri ve iç organlar üzerindeki yaşlanmadan kaynaklanan sorunlara karşı mücadele etmek için vücudun ihtiyaç duyduğu antioksidanlar açısından çok iyi bir kaynaktır. Özellikle cilt üzerinde canlı hücrelerin en büyük düşmanları olan serbest radikallere karşı çok etkili bir antioksidandır. Serbest radikaller, dokuların görevlerini yapmalarına engel olur ve hastalıkların ortaya çıkmasına neden olurlar. Kestanenin etkili bir antioksidan olması bu sorunu ortadan kaldırır ve deriyi sağlıklı tutar. Kestane ayrıca hücrelerin yenilenmesini sağlayarak yaşlanmayı geciktirir ve aynı işlemleri iç organlar için de yapar.

Kestane Bağışıklık Sistemini Güçlendirir:  Kestane bağışıklık sistemini güçlendiren C vitaminini bol miktarda içeren nadir kabuklu besinlerden bir tanesidir. Kestane, güçlü bir bağışıklık sitemi için gereklidir. Özellikle enfeksiyon hastalıklarına karşı etkili bir savunma yapabilir. Yabancı maddeleri kolay bir şekilde dışarı atma işlemini yine sadece çok güçlü bir bağışıklık sitemi başarabilir.  Kestanenin içerdiği C vitamini işte bu bağlamda bağışıklık sisteminin en çok ihtiyaç duyduğu vitaminlerden bir tanesidir. Güçlü bir bağışıklık sistemi aynı zamanda hastalıklara kolay kolay yakalanmaz.

Kestane Kırmızı Kan Hücrelerini Arttırır: Kestanenin bol miktarda içerdiği fosfor, magnezyum, potasyum aynı zamanda kanda bulunan ve çok önemli fonksiyonları olan kırmızı kan hücreleri sağlığı açısından çok faydalıdır. Bunun yanı sıra içerdiği yüksek miktardaki çinko sayesinde kırmızı kan hücrelerinin direncini ve sayısını arttırmaya yardımcı olur.

Kestane Kemik Sağlığını Korur ve Güçlendirir:  Kestane yüksek miktarda kalsiyum içerdiği için kemik ve iskelet sağlığı için çok önemli bir besin maddesidir. Kemik sağlığı genelde yaşlanmaya bağlı olarak giderek azalır. Çünkü yaşlı bünyelerde kalsiyum, D vitamini ve diğer maddelerin seviyesi azalır. Kemik sağlığını koruyan madde ve vitaminleri bol miktarda içeren kestane buna benzer sorunların ortadan kalmasını sağlayabilir.

Kestane Kan Sağlığını Korur: Kestane yemek bünyede bulunan asit ve palmik asit seviyelerinin sağlıklı açıdan dengelenmesine yardımcı olabilir. Kolesterolü düşürme özelliği vardır. Bunun yanında içerdiği asitler kanı zehirli madde ve asitlerden temizler, dolaylı olarak kalp sağlığına katkıda bulunur. Temiz kan damarları tıkamaz.

Kestane Bağırsak Sağlığını Korur: Kestane genelde bağırsak rahatsızlığı olan hastalara tavsiye edilmektedir. Kestanenin bol miktarda içerdiği protein bağırsak sağlığı için önemlidir. Bağırsaklardaki zararlı bakterileri temizlerken iyi bakterilerin sayısını arttırmaya yardımcı olur.

Kestanenin zararları nelerdir?

•    Kestane, fazla tüketildiğinde ishal ve hazımsızlık gibi sorunlara yol açar.
•    Yüksek tansiyon ve diyabet gibi hastalıklara sahip olanlar; kestaneden uzak durmalılardır. Kestane, bu tür hastalıkları tetikler.
•    Kestane, damar hastalığı olan kişilerin asla tüketmemesi gereken bir yiyecektir. Çünkü kestane, damarın sertleşmesine neden olur.
•    Kestanenin çok aşırı tüketilmesi, kilo alınmasına neden olur.